• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2018-04-16
  • Ankara Valiliği, İnsan Hakları Anıtı'nın neden gözaltında olduğunu açıkladı

    Ankara valiliği, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın “İşimi geri istiyorum” eylemi ile başlayan Yüksel Direnişi sırasında 22 Mayıs 2017 tarihinde gözaltına alınan İnsan Hakları Anıtı’nın neden hala gözaltında olduğunu açıkladı.

     

    Heykelin 8 ayı aşkın süredir bariyerlerle çevrilmiş olması ve mütemadiyen başını bekleyen onlarca polis olması hakkında Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş “Bilgi edinme” başvurusu yapmıştı.

     

    Ankara Valiliği bu başvuruyu hiç geciktirmeden tam 330 gün sonra yanıtladı.

     

    Valiliğe göre, İnsan Hakları Heykeli “sanatı ve sanatçıyı korumak” için gözaltında.

     

    Valilik tarafından verilen cevapta barışçıl eylemlere sert müdahale talimatı vermesiyle ünlü polis memuru Mukadder Kardiyen’in imzası vardı. Cevabın tam metni şu şekilde:

     

     “Söz konusu heykel vatandaşlarımızın ortak kullanımında bulunmasına rağmen zamanla çeşitli uç ideolojik görüşe müzahir şahıslar tarafından sahiplenerek kendi görüşleri doğrultusunda hazırlanan afiş, bildiri vb. malzemeler yapıştırılmak suretiyle kendi amaçları doğrultusunda kullanılmaya başlanmış, ...heykelin doğal görüntüsüne zarar verilmiştir. Alınan bu koruma tedbiri anayasamızın 'Sanatın ve sanatçının korunması' başlıklı 64.maddesinin 'Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin korunması için gereken tedbirleri alır’ hükmüne aykırı olmadığı gibi aksine bu hüküm gereği sanat eserini koruyucu yöndedir.' Ablukanın kaldırılmasına ilişkin ise açıklamada, “Yasaklama kararının sona ermesi veya eylemci şahıslar tarafından gerçekleştirilen kanuna aykırı eylemlerin son bulması ve emniyet tedbiri alınmasında lüzum bulunmadığının anlaşılması halinde söz konusu tedbirlerinin son bulacağı değerlendirilmektedir."

     

    330 gün sonra aklımızla alay eder gibi, her şey kanuna uygunmuşçasına bilgi edinme isteğine verdikleri yanıtta elbette ki direnişin her türlüsünün içlerine korku salması sebebiyle anıtı gözaltına aldıklarını yazmalarını beklemiyorduk. Ancak bu kadar da konudan bağımsız ve absürt bir yanıt da beklemediğimizden olacak ki, bir anıtı gözaltına alma gerekçesinin “sanatı korumak” olması, bizi anıtın gözaltına alınmasından daha çok güldürdü. Anıtın etrafına bariyerler çekildikten sonra temizlenmemesi, dibinin çöplüğe dönmesi bile valilik tarafından verilen bu göstermelik yanıtın niteliğini gözler önüne seriyor.

     

     

    Yanıt tam 2 sayfa, içi ise “Bakın anayasanın halka tanıdığı gösteri ve ifade özgürlüğü haklarını nasıl yok sayıyoruz” cümlesi ile aynı anlamda bahaneler ile dolu. Korunmayan, umursanmayan sanatçı ve sanat eserlerini geçelim, devlet eliyle yok edilen sanat eserlerini ve önleri kesilen sanatçıları yazsak 2 sayfadan çok daha fazla tutacağına eminiz.

     

    Bir heykelin gözaltına alınması belki dünyanın başka yerlerinde de gerçekleşebilir, ancak bu gözaltının sebebinin “Sanatı ve sanatçıyı korumak” olarak açıklanması yalnızca Türkiye'de vuku bulabilecek bir olaydır!